Luke 10:13 — Compare Translations

9 translations compared side by side

Turkish (Halk Dilinde İncil) 2013
“Vay haline ey Korazin halkı! Vay haline ey Beytsayda halkı! Eğer aranızda yapılan mucizeler Sur ve Sayda’da yapılsaydı, oraların halkı çoktan tövbe etmiş olurdu. Çul kuşanıp kül içinde otururdu.
Turkish (TCL02) NTB (New Turkish Bible) 2009 Version
“Vay haline, ey Horazin! Vay haline, ey Beytsayda! Sizlerde yapılan mucizeler Sur ve Sayda’da yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlardı.
Turkish (TTT) (Türkçe Tercüme)
Vay senin haline, ey Horazin kasabası! Vay senin haline, ey Beytsayda kasabası! Çünkü sizde yapılan mucizeler Sur ve Sayda şehirlerinde yapılmış olsaydı, onlar çoktan tövbe edip pişman olduklarını göstermek için çuval bezini kuşanarak kül içinde oturacaklardı.
Turkish (Yaşam Yayınları)
Vay haline, ey Horazin! Vay haline, ey Beytsayda! Sizlerde yapılan mucizeler Sur ve Saydada yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlardı.
Turkish 2018 (Kitabı Mukaddes Eski ve Yeni Ahit)
Vay sana, ey Horazin! vay sana, ey Beytsayda! Eğer sizde vaki olan kudretli işler Sur ve Saydada vaki olsaydı, çoktan çul ve külde oturarak tövbe ederlerdi.
Turkish KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
“Vay sana, ey Horazin! Vay sana, ey Beytsayda! Çünkü sizlerde yapılan mucizeler eğer Sur'da ve Sayda'da yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp külde oturarak günahlarından dönerlerdi.
Turkish KMEYA (Old Translation 1941)
Vay sana, ey Horazin! vay sana, ey Beytsayda! Eğer sizde vaki olan kudretli işler Sur ve Saydada vaki olsaydı, çoktan çul ve külde oturarak tövbe ederlerdi.
Turkish TKK (Кирил харфлерийле Тюркче Кутсал Китап)
„Вай халине, ей Хоразин! Вай халине, ей Бейтсайда! Сизлерде япълан муджизелер Сур ве Сайда'да япълмъш олсайдъ, чоктан чул кушанъп кюл ичинде отурарак тьовбе етмиш олурлардъ.
Turkish Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)
“Vay haline, ey Horazin! Vay haline, ey Beytsayda! Çünkü sizde yapılan büyük işler Sur ve Sayda’da yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp kül içinde oturmuş, tövbe etmiş olurlardı.