bible
ra
🌐 Language
English
Español
Français
Deutsch
Português
Italiano
Nederlands
Русский
中文
日本語
한국어
العربية
Türkçe
Tiếng Việt
ไทย
Indonesia
All Languages
Home
/
Turkish
/
Turkish KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
/
Revelation 11
Revelation 11
Turkish KKDEU (Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar)
← Chapter 10
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 12 →
1
Bana değneğe benzer bir kamış verildi ve şöyle dendi: “Kalk, Tanrı'nın Tapınağı'nı, sunağı ölç, orada tapınanları say!
2
Tapınağın dışındaki avluyu ölçme, onu ayrı tut. Çünkü bu uluslara verilmiştir. Onlar kutsal kent i kırk iki ay ayakları altında çiğneyecekler.
3
İki tanığıma yetki vereceğim, bin iki yüz altmış gün çul kuşanarak peygamberlik edecekler.”
4
Bu iki tanık yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacı ile iki şamdandır.
5
Biri onlara zarar vermeye kalkarsa, ağızlarından ateş fışkırır ve düşmanlarını yok ederler. Onlara zarar veren kim olursa olsun, aynı biçimde öldürülmesi kararlaştırılmıştır.
6
Peygamberlik ettikleri günler boyunca yağmur yağmasın diye onların gökyüzünü kapatmaya yetkisi vardır. Bunun yanı sıra suları kana dönüştürmeye de yetkileri vardır. Üstelik, istedikleri zaman yeryüzünü her türlü sıkıntıya uğratabilirler.
7
Tanıklıklarını sona erdirdiklerinde, Derinler'den çıkan canavar onlarla savaşacak, onları yenip öldürecek.
8
Cesetleri büyük kentin caddesine serilecek. Kendi Rab'leri de orada çarmıha çakıldı. Oranın simgesel adı Sodom ve Mısır'dır.
9
Her oymaktan, her halktan, her dilden ve her ulustan insanlar üç buçuk gün cesetlerini seyredecek, mezara gömülmelerine izin vermeyecekler.
10
Yeryüzünde yaşayanlar onların bu durumundan sevinç duyacak, mutlu olacaklar. Birbirlerine armağanlar gönderecekler. Çünkü bu iki peygamber yeryüzünde yaşayanlara sıkıntı vermişti.
11
Ama aradan iki buçuk gün geçince, iki peygambere Tanrı'dan yaşam soluğu geldi, ayağa kalktılar. Onları görenler büyük korkuya kapıldılar.
12
Gökten yüksek bir ses işittiler. Onlara şöyle diyordu: “Buraya çıkın!” Bunun üzerine, düşmanları bakarken bir bulutta göğe çıktılar
13
ve o saat güçlü bir deprem oldu. Kentin onda biri yıkıldı. Depremde yedi bin kişi öldü. Geriye kalanlar korkuyla doldu ve göğün Tanrısı'na yücelik verdi.
14
İkinci “Vay başına!” dedirten durum geçti. Üçüncü “Vay başına!” dedirtecek durumun çabucak gelmekte olduğunu gördüm.
15
Yedinci melek boruyu öttürdü. Gökte gür sesler duyuldu. Şöyle diyordu: “Dünyanın hükümranlığı Rabbimiz'e ve O'nun Mesihi'ne geçti. O, sonsuzlara dek hükümranlık sürecek.”
16
Tanrı'nın önünde tahtlarında oturan yirmi dört İhtiyar yüzüstü yere kapanarak Tanrı'ya tapındılar.
17
Şöyle diyorlardı: “Her Şeye Gücü Yeten, Var Olan, Var Olmuş Rab Tanrı! Sana şükrederiz. Çünkü büyük gücünü eline aldın, hükümranlığına başladın.
18
Uluslar öfkelendi, ama tanrısal öfken ve ölülerin yargılanacağı zaman geldi. Kulların olan peygamberlere, kutsallara, Küçük-büyük, adından korkanlara karşılıklarını vermenin zamanı geldi. Yeryüzünü yok edenleri yok etmenin zamanı geldi.”
19
Ardından, gökte Tanrı'nın Tapınağı açıldı. Tapınağının içinde O'nun Antlaşma Sandığı göründü. Şimşekler çaktı; sesler, gök gürlemeleri duyuldu; deprem oldu, şiddetli dolu yağdı.
← Chapter 10
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 12 →
All chapters:
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22