bible
ra
🌐 Language
English
Español
Français
Deutsch
Português
Italiano
Nederlands
Русский
中文
日本語
한국어
العربية
Türkçe
Tiếng Việt
ไทย
Indonesia
All Languages
Home
/
Turkish
/
Turkish Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)
/
Isaiah 47
Isaiah 47
Turkish Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)
← Chapter 46
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 23
Chapter 24
Chapter 25
Chapter 26
Chapter 27
Chapter 28
Chapter 29
Chapter 30
Chapter 31
Chapter 32
Chapter 33
Chapter 34
Chapter 35
Chapter 36
Chapter 37
Chapter 38
Chapter 39
Chapter 40
Chapter 41
Chapter 42
Chapter 43
Chapter 44
Chapter 45
Chapter 46
Chapter 47
Chapter 48
Chapter 49
Chapter 50
Chapter 51
Chapter 52
Chapter 53
Chapter 54
Chapter 55
Chapter 56
Chapter 57
Chapter 58
Chapter 59
Chapter 60
Chapter 61
Chapter 62
Chapter 63
Chapter 64
Chapter 65
Chapter 66
Chapter 48 →
1
"Ey Babil'in bakire kızı, aşağı in de toza otur. Keldaniler'in kızı, tahtsız yere otur. Çünkü sana artık nazik ve narin denmeyecek.
2
Değirmen taşlarını al da un öğüt. Peçeni çıkar, eteğini kaldır, Bacaklarını aç da ırmaklardan yürü.
3
Çıplaklığın açılacak. Evet, utancın görülecek. Ben öç alacağım, Kimseyi de esirgemeyeceğim.”
4
Kurtarıcımız, Ordular Yahvesi'dir O'nun adı, İsrael'in Kutsalı'dır.
5
“Sessizce otur ve karanlığa gir, Ey Keldaniler'in kızı. Çünkü sana artık krallıklar hanımı denmeyecek.
6
Halkıma kızgındım. Mirasımı kirlettim ve onları senin eline verdim. Sen onlara hiç merhamet göstermedin. Yaşlıların üzerine çok ağır bir boyunduruk yükledin.
7
Sen, 'Sonsuza dek prenses olacağım' dedin, Bu şeyleri yüreğine koymadın, Sonuçlarını da düşünmedin."
8
“Ey zevk düşkünü, güvenlik içinde oturan, Yüreğinde, 'Ben varım ve benden başka kimse yok' diyen Sen, şimdi şunu dinle. 'Dul bir kadın olarak oturmayacağım, evlatlar kaybını da bilmeyeceğim.'
9
Ama şu iki şey başına bir günde, bir anda gelecektir: Evlatlar kaybı ve dulluk. Büyücülüğünün çokluğuna, Büyülerinin bolluğuna rağmen üzerine gelecekler.
10
Çünkü sen kendi kötülüğüne güvendin. ‘Beni kimse görmüyor’ dedin. Bilgeliğin ve bilgin seni saptırdı. Yüreğinden, 'Ben varım, Benden başka kimse yok' dedin.
11
Bu yüzden başına felaket gelecek." Onun ne zaman doğacağını bilemezsin. Fesat senin üzerine düşecek. Onu bir kenara koyamayacaksın. Bilmediğin ıssızlık ansızın üzerine gelecek.
12
“Şimdi, gençliğinden beri emek verdiğin büyücülüğünle, Bol büyülerinle, Sanki yarar görebilecekmişsin gibi, Sanki galip gelecekmişsin gibi dur.
13
Öğütlerinin çokluğundan yoruldun. Şimdi astrologlar, yıldızlara bakanlar, aylık kehanetçiler ayağa kalkıp başına gelecek şeylerden seni kurtarsınlar.
14
İşte, onlar anıza benziyorlar. Ateş onları yakacak. Kendilerini alevin gücünden kurtaramayacaklar. O ne ısınacak bir köz, Ne de yanında oturulacak bir ateş olacak.
15
Emek verdiğin şeyler şöyle olacak: Gençliğinden beri seninle ticaret yapanların her biri Kendi yolunda dolaşacak. Seni kurtaracak kimse olmayacak."
← Chapter 46
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 23
Chapter 24
Chapter 25
Chapter 26
Chapter 27
Chapter 28
Chapter 29
Chapter 30
Chapter 31
Chapter 32
Chapter 33
Chapter 34
Chapter 35
Chapter 36
Chapter 37
Chapter 38
Chapter 39
Chapter 40
Chapter 41
Chapter 42
Chapter 43
Chapter 44
Chapter 45
Chapter 46
Chapter 47
Chapter 48
Chapter 49
Chapter 50
Chapter 51
Chapter 52
Chapter 53
Chapter 54
Chapter 55
Chapter 56
Chapter 57
Chapter 58
Chapter 59
Chapter 60
Chapter 61
Chapter 62
Chapter 63
Chapter 64
Chapter 65
Chapter 66
Chapter 48 →
All chapters:
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66