bible
ra
🌐 Language
English
Español
Français
Deutsch
Português
Italiano
Nederlands
Русский
中文
日本語
한국어
العربية
Türkçe
Tiếng Việt
ไทย
Indonesia
All Languages
Home
/
Turkish
/
Turkish KMEYA (Old Translation 1941)
/
Job 28
Job 28
Turkish KMEYA (Old Translation 1941)
← Chapter 27
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 23
Chapter 24
Chapter 25
Chapter 26
Chapter 27
Chapter 28
Chapter 29
Chapter 30
Chapter 31
Chapter 32
Chapter 33
Chapter 34
Chapter 35
Chapter 36
Chapter 37
Chapter 38
Chapter 39
Chapter 40
Chapter 41
Chapter 42
Chapter 29 →
1
ERÇEK gümüşün maden ocağı var, Ve tasfiye ettikleri altının yeri vardır.
2
Demir topraktan alınır, Ve bakır taştan eritilir.
3
İnsan karanlığa nihayet veriyor, Ve koyu karanlığın, ve ölüm gölgesinin taşlarını, Son sınıra kadar araştırıyor.
4
Konukların olduğu yerden uzakta kuyu açar; İnsan ayağının unuttuğu yerlerde, İnsanlardan uzakta kendilerini sarkıtıp sallanırlar.
5
Toprak, ondan ekmek çıkar; Ve onun dibi alt üst olur, sanki ateşle oluyor gibi.
6
Gök yakutun yeri onun taşlarıdır, Altın tozu da ondadır.
7
Yırtıcı kuş o yolu bilmez, Doğanın gözü de onu görmemiştir;
8
Mağrur canavarlar oraya ayak basmamıştır, Azgın aslan da oradan geçmemiştir.
9
Elini sert kayaya uzatır; Dağları kökünden alt üst eder.
10
Kayalar arasından arklar yarar; Ve her değerli şeyi onun gözü görür.
11
Sızmasınlar diye ırmakları bağlar; Ve gizli olanı ışığa çıkarır.
12
Fakat hikmet, o nerede bulunur? Ve anlayışın yeri neresi?
13
Onun değerini insan bilmez; Ve yaşıyanlar diyarında bulunmaz.
14
Engin diyor: O bende değil; Ve deniz diyor: Benim yanımda değil.
15
Ona bedel halis altın verilmez, Ve onun pahası olarak gümüş tartılmaz.
16
Ona değer biçilemez Ofir altını ile, Değerli akik ile, ve gök yakutla.
17
Ona denk olamaz ne altın ne de cam, Halis altından kaplarla da değiştirilmez,
18
Mercan ile billûrun adı anılmaz; Ve hikmetin pahası incilerden üstündür.
19
Habeş ilinin sarı yakutu ona denk olmaz, Ve ona saf altınla değer biçilmez.
20
Öyle ise hikmet nereden geliyor? Ve anlayışın yeri neresi?
21
Çünkü bütün yaşıyanların gözlerinden gizlenmiştir, Ve göklerin kuşlarından saklanmıştır.
22
Helâk yeri ile Ölüm: Haberini kulaklarımızla işittik, diyorlar.
23
Onun yolunu Allah anlar, Ve onun yerini bilen odur.
24
Çünkü yerin uçlarına kadar bakar, Ve bütün gökler altında olanı görür.
25
Yele tartı koyduğu, Ve ölçü ile suları ölçtüğü zaman;
26
Yağmura kanun koyduğu, Ve gök gürlemesinin şimşeğine yol yaptığı zaman;
27
Onu o zaman gördü, ve bildirdi; Onu pekiştirdi, hem de eşeledi.
28
Ve insana dedi: İşte, RAB korkusu, hikmet budur; Ve kötülükten çekilmek anlayıştır.
← Chapter 27
Jump to:
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Chapter 7
Chapter 8
Chapter 9
Chapter 10
Chapter 11
Chapter 12
Chapter 13
Chapter 14
Chapter 15
Chapter 16
Chapter 17
Chapter 18
Chapter 19
Chapter 20
Chapter 21
Chapter 22
Chapter 23
Chapter 24
Chapter 25
Chapter 26
Chapter 27
Chapter 28
Chapter 29
Chapter 30
Chapter 31
Chapter 32
Chapter 33
Chapter 34
Chapter 35
Chapter 36
Chapter 37
Chapter 38
Chapter 39
Chapter 40
Chapter 41
Chapter 42
Chapter 29 →
All chapters:
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42